Kayıp Gül

Kayıp Gül Şiiri

Bir garip bülbülüm ki; bütün ömrüm çileli
Başım efkâra yaslı gülüm bildim bileli
Bir damlacık kalbime düşlerimden yadigâr
Umuda kanat çırptım, menzil uzun hileli
Aradığım bir gül ki; dikenli dalda nigâr
Gözlerimden yaş aktı, kanatlarımdan rüzgâr
Gönlümün gülistanı
Üç deniz melteminde; büyülü yarımada
Ovalar aşka düşer, karlı dağlar inada
Deseler de: Bu yerde, büyülü bütün güller
Firarî bir umutla yüklendim hep kanada
Duydum ki bu diyarda alev korunu tüller
Ne gelecek söndürür ne geçmiş zaman küller
Gözlerimi akıtıp
Has bahçenin içinde gözüm daldı engine
Uzaklardan bir gülün kapılıp ahengine
Akla isyankâr gönül dinlemez ki nasihat
İlk bakışta vuruldu gülün kızıl rengine
Has bahçe tekin değil, güller efsunlu heyhat
Göz gezdirsen söz olur, el uzatsan kabahat
Yazdırıyor destanı
Aşk demişler adına; yasak konmuş rumuzu
Kime sorsam yutkundu cevapsız sorumuzu
Dilin bana dönmüyor, rüzgâra söyle bayır
Kaç tuzakla örmüşler yasaklı korumuzu
Has bahçede gülüm var gel de gözünü ayır
Bedenim buz kesilmiş, yüreğim cayır cayır
Nazlı gonca gülümse
Sabır yalazlı sicim; gözlerim yandı onca
Ey koşullu düğümde çözülen narin gonca
Toprağına gülümse zümrüt renkli atlasın
Uğruna biçimlensin dört yapraklı bir yonca
Yediveren buğusu sevincimi katlasın
Bülbülü çatlatmadan, tomurcuğun çatlasın
İnadından cayıp gül
Uzaktan seyre daldım; gözlerim dolu dolu
Buhurla talazlanıp tütsülenmiş aşk yolu
Kaç mevsimdir bilinmez daha şafak sökerken
Kanatlarım dökülür, halsiz bırakır kolu
Hicran kurşun yüküyle yüreğime çökerken
Zerre zerre eritip, dirhem dirhem dökerken
Gülün tebessümüdür
Bir yakudî gülüş ki; akıl hisle elendi
Sıyrılan nazlı gonca kızıl gönül çelendi
Son tomurcuk yaprağı tülünü soyamadan
Kor kesilmiş avuçla yüreğim pençelendi
Tacın efsunkâr rengi gözümü boyamadan
Tütsüsüne bayıldım, seyrine doyamadan
Bülbülün sermest anı
Göz yanıldı sanıyor; inanılmaz efsuna
Bülbülün feda olsun gülüm boyun posuna
Alevin sinesinde kâlbi eridi buzun
Seher yeli gamzeden tütsüyü suna suna
Bu doyumsuz şöleni süzmesem uzun uzun
Başlangıcın en başı sonu olur sonsuzun
Sislenmiş anılarda
Olmaz olsun dediğim; bahtımda kara leke
Dinmez figânım oldu içimi çeke çeke
Dalı kesik, gülüm yok! kesilmişti soluğum
Bu ayrılık gönlüme hüznünü eke eke
Hiç başlamaz olsaydı dediğim yolculuğum
Göze şebnem düşürdü, kâlbe dikenli boğum
Yıllarımı sayıp gül
Gönül duvarlarımı öylesine ördüm ki
Başkasını görmedim bilirsin ben kördüm ki
Zaman koşar adımla beşer beşer atlamış
Aradan yıllar geçti derken bir gün gördüm ki
Fire vermeyen hüznü sanki dörde katlamış
Göğsüm paralanırken, sabır taşım çatlamış
Bu sevdanın uğruna
Bende yönler karıştı; vuslat pusulasında
Gül şebnemi sanılsın, gözyaşım sulasın da
Boynum taşımaz oldu başım kirmana benzer
Sanki silah kalmamış cellâdın zulasında
Değil mi ki ayrılık ketum fermana benzer
Cellât gelse Lokman’a, infaz dermana benzer
Ömrümü harcayıp gül
Bir gün isyan edersem; tek diken yarasına
Gündüz tütün gece tuz basılsın arasına
Sitem etmem gene de ödül diye bakılsın
Tutulan nutkum olsun tutkumun sarasına
Yediveren dikenler ellerimde çakılsın
Alev tütsün gözüme, dilim korla yakılsı
Gözlerim Gülistanda
Efkâr sarmış başıma; bedenden alır hıncı
Zalim rüzgârla esen Demokles’in kılıncı
Heyhat ki gülistanda kesik bir dal izlenir
Nasıl yüklendi bilsen göğsüme kor basıncı
Üşüyen cemreler ki, can evime gizlenir
Buz dağları erirken, denizler bankizlenir
Aklım sende kayıp gül
Dil bülbülde figânî; göz buğulu pencere
Hangi zalim elinden çıktın meçhul sefere
Umutsuz beklentide ufku taramak kaldı
Akıl, gülün peşinde uçup gitmiş bir kere
Fîzan’ın çöllerine düşmeme ramak kaldı
Göçebeyim, ahlıyım… gönlümün gülistanı
Gözlerimi akıtıp yazdırıyor destanı
Nazlı gonca gülümse inadından cayıp gül
Gülün tebessümüdür bülbülün sermest anı
Sislenmiş anılarda yıllarımı sayıp gül
Bu sevdanın uğruna ömrümü harcayıp gül
Gözlerim gülistanda aklım sende kayıp Gül

İrfan Yılmaz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir